Veysel Aydın davasında tahliye kararı tartışma yarattı
Sakarya’da dünyaevine girdikten 6 ay sonra Fethiye’deki kazada yaşamını yitiren Veysel Aydın’ın hayatını kaybettiği kazaya ilişkin davada sanığın tahliye edilmesinin ardından aile avukatları açıklama yaptı. Avukatlar; keşif ve Adli Tıp raporu beklenirken “delillerin toplandığı” gerekçesiyle tahliye kararı verilmesinin hukuki çelişki oluşturduğunu savundu.
Bu haberi kaçırmayın Mutlulukları kazayla yarım kaldı, tahliye kararı acıyı büyüttü Devamını Oku İşte avukatların açıklaması:
KAMUOYUNUN VE BASIN MENSUPLARININ BİLGİSİNE28 Haziran 2026 tarihinde gerçekleşen ve Veysel Aydın'ın yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan ölümlü trafik kazasına ilişkin ceza yargılaması, Fethiye 2. Ağır Ceza Mahkemesinde devam etmektedir.08 Eylül 2026 tarihinde gerçekleştirilen ilk celsede yaşanan usul işlemleri, verilen tahliye ara kararı ve kararın dayandırıldığı gerekçeler; adil yargılanma hakkını, mesleki özen yükümlülüğünü ve ceza adaletinin en temel unsuru olan "görünür tarafsızlık" ilkesini ciddi biçimde zedelemiştir.Süreçte yaşanan hukuki aksaklıkları ve adalet vicdanını yaralayan çelişkileri kamuoyunun bilgisine sunma zorunluluğu doğmuştur:Deliller Toplanmadan Suç Vasfında Peşin Kanaat Oluşturulmuştur:Dosya kapsamında;Sanığın olay anında 1,62 promil alkollü olduğuna dair rapor,Sanığın alkollü araç kullandığına ve virajı geniş aldığına ilişkin açık ikrarı,Kazadan sadece 3 dakika önce sanığın şerit ihlali yaparak başka bir araca çarpmaktan kıl payı kurtulduğunu gösteren ve duruşma salonunda izletilen kamera kayıtları ve hız tespitleri mevcuttur.Olayın maddi hakikatini ve kusur durumunu ortaya koyacak en temel deliller henüz toplanmamışken, ilk celsede TCK m. 85/1 ve 22/3 (taksir / bilinçli taksir) hükümleri uyarınca ek savunma verilerek sanığın tahliyesine karar verilmiştir. Maddi veriler ortadayken ve delil toplama süreci tamamlanmamışken suç vasfının taksire dönüşeceği varsayımıyla hareket edilmesi, yargılamanın henüz başında peşin kanaat (ihsas-i rey) tesis edildiği izlenimini doğurmuştur.Kusur Durumuna ve İlliyet Bağına Rağmen Dosyanın Sevki Unsuru:2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca alkollü araç kullanımı asli kusur halleri arasında yer almaktadır. Nitekim soruşturma aşamasında alınan uzman bilirkişi raporunda; sanığın asli ve tam kusurlu olduğu, müteveffa Veysel Aydın'ın ise hiçbir kural ihlalinin bulunmadığı ve tamamen kusursuz olduğu açıkça tespit edilmiştir.Ceza hukukunun en temel prensiplerinden biri olan illiyet bağı ilkesi gereğince; sanığın yüksek düzeydeki (1,62 promil) alkol etkisi altında araç kullanması, şerit ihlali yapması ve neticeyi doğuran kazaya sebebiyet vermesi arasındaki nedensellik bağı duruşmada izlenen video kayıtları ve teknik raporlarla sabittir. Müteveffanın sıfır kusurlu olduğu, sanığın ise şerit ihlali ve yüksek alkol oranıyla kazaya sebebiyet verdiği bu derece netken; dosyanın hangi hukuki ihtiyaçla yeniden Adli Tıp Kurumuna sevk edildiği tarafımızca anlaşılamamış ve bu durum yargılamanın uzamasına dair kaygılarımızı artırmıştır.KAMUOYUNUN VE BASIN MENSUPLARININ BİLGİSİNEGerekçe Tezatlığı ve Açık Hukuki ÇelişkiMahkeme heyeti tahliye ara kararında "delillerin toplanmış olmasını" gerekçe göstermiştir. Ancak aynı celsede heyet; olay yerinde keşif yapılmasına karar vermiş, keşif tarihini 27 Ekim 2026'ya ertelemiş ve Adli Tip Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınacak kusur raporunu bu keşif sonrasına bırakmıştır.Bir yandan kararda "deliller toplandı" denilerek tahliye kararı verilmesi, diğer yandan ana delil niteliğindeki keşif ve ATK uzman raporunun geleceğe ertelenerek delil toplanmasına devam edilmesi kabul edilemez bir hukuki çelişkidir.2 Aylık Tutukluluk Süresinin "Uzun Süre" Olarak Değerlendirilmesi:Bir insan hayatının son bulduğu nitelikli bir dosya kapsamında, sanığın henüz 2 ay 10 gün gibi son derece kısa bir süre tutuklu kalmış olmasına rağmen bu sürenin Mahkemece "uzun tutukluluk süresi" olarak nitelendirilmesi, makul ve objektif yargılama kriterleriyle bağdaşmamaktadır.İddia Makamının Erken Kanaati ve Delil Toplamayı Kısıtlayıcı Tutumu:Duruşma Cumhuriyet Savcısı; dosyada mevcut 1,62 promil alkol raporuna, sanık ikrarlarında, teknik verilere ve sunulan görüntü kayıtlarına rağmen, henüz keşif yapılmadan ve bilirkişi incelemesi tamamlanmadan suç vasfının değişebileceğinden bahisle tahliye yönünde mütalaa vermiş ve mahkemenin keşif yapması talebinin reddini istemiştir. Maddi gerçeği araştırmakla yükümlü iddia makamının delil toplama sürecini kısıtlayıcı tutumu ve erken kanaat açıklaması hukuki özen yükümlülüğüyle bağdaşmamaktadır.Yargılamanın Temeli Olan "Görünür Tarafsızlık" İlkesi Zayıflatılmıştır:Ceza yargılamasında tarafsızlık yalnızca hâkimin iç dünyasındaki niyetinden (öznel tarafsızlık) ibaret değildir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere; "Adaletin yerine getirilmesi yetmez, aynı zamanda yerine getirildiğinin dışarıdan da görünmesi gerekir."DEĞERLENDİRME VE SONUÇAdaletin sadece tecelli etmesi yetmez; aynı zamanda adil bir süreçle tecelli ettiğinin toplum ve mağdur aile tarafından görülmesi gerekir. Yargılamanın ilk celsesinde ortaya konulan özensizlikler, katılan taraf olarak adil yargılanma ve maddi gerçeğe ulaşma hakkımızı ihlal etmektedir.Katılan vekilleri olarak merhum Veysel Aydın'ın hakkını adalet önünde sonuna kadar savunacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.Katılan Tuğba Şen Aydın Vekilleri Av. Sinem Sezer / Av. Fatma Şen
Kaynak: RSS